Ana Sayfa
07 Aralık 2016 ( 49 görüntülenme )

Balyoz diye diye öldürdüler...

Cezaevinde geçirdiği beyin kanamasından ölen BalyozDavası sanığı Kurmay Albay Murat Özenalp’in ailesi bir hakkın teslimini istiyor.
 TARİHE daha şimdiden “Türk Ordusuna kumpas” diye geçen Balyoz Davası, yeniden yapılan yargılama sonrasında  236 sanığının beraatiyle sona erdi. Ama bu sanıklarla yakınlarının yaşadığı acılar ve mağduriyetler hâlâ tazeliğini koruyor. Merhum Kurmay Albay Murat Özenalp’in eşi, annesi ve çocukları da bu ızdırabı yaşayanlar arasında. Balyoz Davası’nda 16 yıl hapse çarptırılan ve  Mamak’ta geçirdiği beyin kanaması sonucu ölen Murat Özenalp’in eşi Sema Özenalp “Hiçbir şey içimizi soğutmaz ama yapanın yanına kâr kalmasın” diyor. Balyoz o gün, “darbeci” olduğuna hükmedilerek 16 yıl hapse çarptırılan Kurmay Albay Murat Özenalp, Kocatepe Camii’nin avlusundan üniformalı askerlerin omuzlarında, Türk bayrağına sarılı tabutunda, Kuvvet Komutanı dahil silah arkadaşlarının asker selamıyla uğurlandığı 2 Mayıs 2014 günü çökmüştü aslında. “Devlet” varlığına kast etmiş azılı bir teröristi ne diye böyle “onure(!)” etsindi yoksa!
Mamak’tan ölüme tahliye
Özenalp de diğer Balyoz mağdurları gibi sırf sahte dijitallerde ismi geçiyor diye dahil edilmişti “asrın iftirası” na. Özel Yetkili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 16 yıla mahkum etmiş, Yargıtay 9. Ceza Dairesi de  bu hükmü tescillemişti. 26 Nisan 2014... Mağdur ailelerinin, Anayasa Mahkemesi önündeki “adalet nöbeti” devam ederken haber geldi: Açık görüşte 8 yaşındaki kızı Duru’yla top oynayan Özenalp, beyin kanaması geçirmişti. Ailesinin gözleri önünde yere yığılan dev gibi adam GATA’ya kaldırıldı ancak durumu öyle kritikti ki ameliyata bile alamadı doktorları. 1 Mayıs 2014... Özenalp “ilahi hüküm”le ölüme tahliye edildi. Ölüm yıldönümüne  bir ay kala, yaşasa 30 Mart’ta kutlayacağı 50’nci yaşgününün ertesinde, kızı Duru’nun “babasız kutlayacağı(!)” ilk doğum gününde, 31 Mart 2015’te mezarında beraat etti. Ve fakat...

Telafisi mümkün değil
“Adaletin tecellisi” diye bir şey söz konusu değil Özenalp ailesi için. “Hak” yerini bulmayacak çünkü Murat Özenalp hiçbir zaman olması gereken yerde ol(a)mayacak. Önceki gün 10’ncu yaşına bastı kızı Duru, yanında yoktu. Ve bundan sonra da 11’nci yaşında, 12’sinde, 13’ünde, 18’inde de olamayacak o mumları üflerken kızının yanında. 17 yaşındaki oğlu Batu’nun “ne olacağına” karar vermeye çalıştığı şu günlerde karşısına oturtup da “Bak oğlum...” diye başlayan konuşmalar yapamayacak. Sema Hanım’ın “özgürlüğe” dair kurduğu hayalleri hiçbir zaman gerçek yapamayacak. Samiye Teyze, bundan sonra bir tek şeyi hissedecek iliklerinde: evlat hasreti.

Çocuklarım için korkuyorum 
“Adaletin karşılığı bana göre bu adamların cezasını çekmeleri” diyor Sema Özenalp ama işin bir de “ama” sı var işte: “Yaptığının karşılığı neyse, hukuki açıdan bunu çekecek. Olması gereken bu. Ama bu benim içimi soğutacak mı? Hayır soğutmayacak. Hiçbir şey soğutmayacak. Ama bunu görmeyi çok istiyorum tabii ki. Cezasız kalmadıklarını görmeyi çok istiyorum. İnsan anne baba olunca anlıyor bazı şeyleri, ben yine olsa yine yaşarım, yine altından kalkarım diye düşünüyorum ama çocukların yaşamasını istemiyorum böyle bir şeyi. Birilerinin şunu göstermesi lazım: Bunu yaparsanız, bunu yaşarsınız. ‘Yapanın yanına kâr kalır’ duygusu var şu anda insanlarda, her kademede... Bu beni, Türkiye’nin geleceği açısından çok korkutuyor. Çünkü Türkiye’nin geleceği çocuklarım anlamına geliyor benim için. O yüzden bir şekilde, mutlaka cezalarını çekmeleri gerekir...” 

“Paralel” değil katiller
“O hakimler”in vicdanına dokunmanın mümkün olmadığını düşünüyor Sema Özenalp: “Benim Ömer Diken’e söyleyecek neyim olabilir ki? Ne söyleyebilirim ki vicdanına dokunabileyim. Hiçbir şey. Karşısındaki insanların tamamının ya annesi-babası, ya artı çoluğu-çocuğu, eşi vardı. Hiçbir şey olmasa bile siz bir insanın özgürlüğünü bu kadar rahat elinden alabiliyorsanız vicdanınız yok demektir bana göre. Dolayısıyla dokunamazsınız o insanların vicdanına. Bu senaryoyu yaşamamıza sebep olan insanlara paralel deniyor, onlar ötekilere başka bir şey söylüyor, bana göre hepsi katiller...”

Askeriyedeki kumpasçılar tanıdığımız kişiler olabilir

“Kumpas”ın yargı boyutundan çok “askeriyedeki suç ortakları” yla hesaplaşmak istiyor Özenalp: Benim en çok görmek istediğim askeriyenin içindeki suç ortakları. Nedense, çok büyük ihtimalle tanıdığımız kişiler olduğunu düşünüyorum. Sadece haksız yere cezaevine gönderenler midir suçlu? Sessiz kalan, yanlış yönlendiren, tetikçilik yapan, hiçbirşey yokmuş gibi davranan herkes suçlu bana göre... Onlara söylemek istediğim bir şeyler var tabii. İnşallah karşılaşırım... 
“Ne söyleyeceksiniz” diyorum;
“Karşılaşmam lazım” oluyor cevabı; 
“Kim çıkacaklarına, ne kadar tanıdığıma çok bağlı ağzımdan ne çıkacağı...” 
- Ya vefat sonrası, Genelkurmay hakikaten hiç mi sahip çıkmadı?
Kısa ve net: Hiç.
Özenalp’in ölümünden sonra ortaya çıkan, “paramparça edilen şeref ve onurunu yeniden elde edebilmek” için talep ettiği desteği esirgeyen Genelkurmay’a sitem mektubunu getiriyor aklıma Sema Hanım’ın bu sözleri. 
Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu’nu ayrı tutuyor Sema Hanım: “Hastaneye de geldi. Sonrasında da nasıl olduğumuzla, ne yaptığımızla hep ilgilendi.” 
Özenalp tek cümleyle “neresinden tutsanız elinizde kalıyor” diye özetliyor yaşadıklarını:
“Bir sene önce bir mahkeme bir suçtan suçlu olduğunuza karar vermiş, en üst seviyeden sizi cezalandırmış. Aradan bir sene geçmemiş, yine ağır ceza, yine Türk adalet sistemi, yine aynı kanunlar, sizi beraat ettirmiş. Ben bu işin tam göbeğinde olan insanlardan biri olarak beraat ettirirken bile biraz hicap duyarım. Nasıl olur? Aynı okullardan mezun, aynı kanunlar çerçevesinde, aynı gözlükten bakması gereken insanlar nasıl bu kadar birbirine zıt kararlar verebilir ve bundan hiç hicap duymazlar. Çok enterasan...” 
Duruya yalan söyledik
“Balyoz” deyince “Maltepe’deki o sahne” canlanıyor Sema Hanım’ın gözünde:
“Murat’ı çağırdıklarında biz o kadar çok üzülmedik; üstümüzden yük kalktı. Çünkü haftada beş-on kişi gidiyordu ve ’ha çağrıldı ha çağrılacak’gerilimiyle yaşamak çok daha zordu... Burada zaten bir hata var, en fazla üç beş ay sürer diyorduk. Dolayısıyla Duru’ya, psikoloğun da telkniyle bir yalan söyledik. 
Murat 22 Ağustos 2011’de tutuklandı. Duru aynı yıl Eylül’de okula başladı. Maltepe Cezaevi’ne minibüsten indikten sonra 200 metre yürüme mesafesi vardı. Duru okumayı öğrendikten sonra, tabeladaki ” cezaevi “ yazısını okuyacak diye ödümüz kopuyordu. Çünkü babasını ” gizli görev “de sanıyordu. Batu cezaevine girene kadar arkası dönük yürüyüp, Duru’nun görüş açısını kapatacak hareketlerle onu oyalıyordu içeriye girene kadar. ” Anne “ diyordu ” Allah’tan kışlanın adı çok uzun, ’cezaevi “ne gelene kadar okuyamaz hepsini...’Çok kötüydü. Karda, kışta, soğuk.. Ufolar sırtınızı ısıtsa önünüz donuyor. Görüş çadırına su giriyor. Çocuklar zaptedilmiyor... Çok zordu.” 
 Şimdi tabii her şeyi biliyor Duru:
 “Duru babasının cezaevinde olduğunu bilmiyordu ama bebekliğinden beri tanıdığı, amca dediği, Murat’ın 18 sınıf arkadaşından 16’sı cezaevinde olduğu için Balyoz’u başından beri biliyordu. Büyükler bilmiyordu ama Duru, utanılacak bir durum olmadığını biliyordu. Yapması gereken tek şey babasını oraya koymaktı onu da yaptı...” 
23 Nisan töreninde asker üniforması giyecekmiş Duru. Gn büyük buruklukları babasının kızını o kıyafetler içinde göremeyecek olması.

Murat ölmedi hukuksuzlukla şehit edildi
Sema Özenalp “Murat’ı tanımış olmanızı çok isterdim” diye başladığı cümleyi “aslında siz de büyük kötülük yaptınız bize” diye tamamlayınca şaşırıyorum.
Nasıl yani?
 “Biz dava süresince sürekli sizleri okuyup ’aa insanlar bu işin farkında, bak neler yazıyorlar’diye umutlandık. Sizin gibi isanları çoğunlukta zannettik. Bitecek bu iş dedik. Ve hep hayalkırılığına uğradık sonunda...” 
Beraat kararının ardından mağdurların “haklarının iadesi” var şimdi sırada. Özenalp ailesinin beklentisi ise Murat Albay’ın “görev şehidi” kabul edilmesi:
 “Murat, görevinden dolayı cezaevi girdi, cezaevine girmeyi de görev kabul etti. Şimdi beraat etti. Bu dava olmasaydı veya 1 hafta geç tutuklansaydı amiral olacaktı. Şimdi bize ’hukuken uygun değil’diyorlar. Böyle bir şey görülmüş müydü daha önce Türkiye’de? Hukuksuz yargılandı, hukuksuz tutuklandı, hukuksuz yattı, hukuksuz emekli oldular. Ne hukuka uygun oldu ki? Murat 500 lira için emekli oldu. Çok ciddi, inanılmayacak ölçüde maddi sıkıntı çekiyorduk çünkü. Sırf maaş kesintisinden etkilenmeyelim diye.. Pırıl pırıl, birinci sırada amiralliği beklenen bir Türk subayı cezaevinde hukuksuzca öldürülmüşse şehittir.  Şimdi Genelkurmay en azından bu şerefi çocuklarına yaşatmalı...” 

Benim doğum günüm Murat’a kavuşacağım gün
“Evlat acısı” başka bir şey...
Murat Albay’ın annesi Samiye Özenalp, beraat kararını “doğum günü hediyesi” diyor ama devamını getirmeden duramıyor:
 “Benim doğum günüm yanına geldiğim gün olacak...” 
 “İçi yanık bir anne” diye tanıtıyor kendini Samiye Özenalp:
 “Sema aradı. ’Anne beraat ettiler’dedi. ’Napalım kızım bize de dışarıdan izlemek nasipmiş’dedim. Murat’ımın arkadaşları için tabii ki çok sevindik.  Ama yemin ediyorum, oğlumun öldüğü gün bu kadar ağlamamıştım. Keşke de o da görseydi, keşke biz de sevinseydik, o keşkeler var ya bitmiyor... Bir an geliyor, kendimi buradan atasım geliyor... Birdüşünüyorum diyorum ’Allah’a isyan ediyorsun, onun eceliydi’. Sonra da diyorum ki ’o zaman niye 33 ayını çaldılar? Niye çocuklarıyla olamadı? Niye benim torunum ’ben babamı hatırlamıyorum’desin? Tam hatırlayacağı zaman baba nerede demir parmaklıkların arasındaydı. Torunlarımı öksüz bırakanları affetmiyorum. Allah’ım da affetmesin. Ben oğlumu demir parmaklıkların ardından el sallarken hatırlayacağım hep. O halini unutamayacağım. Bizim çektiklerimiz onların kabusu olsun...” 

Yeniçağ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ