Ana Sayfa
06 Aralık 2016 ( 97 görüntülenme )

Cumhurbaşkanlığı Forsundaki Bir Yıldız; BÜYÜK TÜRK SELÇUKLU DEVLETİ...

İşte Türklerin Tarihe Yön Veren Büyük Devletlerinden Büyük Türk Selçuklular...
Büyük Selçuklu Devleti 

Tarihçiler Çin kaynaklarından yararlanarak Türklerin ilk anayurdunu Altay Dağları olarak kabul etmişlerdir.

Sovyet arkeologları Kiselev ve Çernikov’un Orta Asya’da yaptıkları araştırmalar, bilim dünyasına Türklerin anayurdu konusunda MÖ 2. binden öncesine ışık tutan bilgiler kazandırmıştır. [1]

Araştırmalar Türk adının belli bir topluluğa mahsus etnik bir isim olmayıp siyasi bir ad olduğunu ortaya koymaktadır. Siyasi bir nitelik kazanmadan önce Türk adının güç, kuvvet anlamında kullanıldığı bilinmektedir.

Türkler MÖ IV. yüzyıldan itibaren birtakım siyasi, tabii, askeri, iktisadi sebeplerle yaşadıkları toprakları terk ederek çok farklı coğrafyalara göç ettiler. Bu geniş göç coğrafyası Çin’den Orta Avrupa ve Anadolu’ya, Sibirya’dan Hindistan’a kadar uzanıyordu. Türkler gittikleri yerlerde çoğu kez bağımsız devletler kurarak hakim unsur oldular.
 

Selçuklu İmparatorluğu tarihte Türkler tarafından kurulmuş dört büyük imparatorluktan –Hun, Göktürk, Selçuklu ve Osmanlı- biridir.

Selçuklu İmparatorluğu’nun temelleri İslam çevresi olan Horasan’da atılmıştır. Büyük Selçuklular, Türk tarihinin akışına yeni bir yön vermiştir. Selçukluların etkileri kendilerinden sonraki bütün Türk topluluklarında, İslam devletlerinde, hatta Türk ve Müslüman yöneticilerden oluşmayan bir kısım topluluklarda görülmüştür.

Selçuklular Anadolu’yu Türk-İslam yurdu haline getirmişlerdir. Oğuzların Kınık boyuna mensuptur. Devlete adını veren Selçuk Bey’in babası Dokak, önemli bir aileden gelerek Oğuz Yabgu Devletinde önemli bir mevkideydi. Bu devlet, Selçukluların mensubu olduğu Kınık da dahil olmak üzere genellikle konar göçer yirmi dört Oğuz boyunun beyleri vasıtasıyla Yabgu’ya feodal bir bağla bağlı bulundukları, bir boylar birliğinden oluşuyordu. Oğuz Yabgu Devleti güçlü dönemlerinde Hazar Türk İmparatorluğu’na bağlıydı.

Oğuz Yabgu Devleti hizmetinde bulunan Dokak öldüğünde on yedi yaşlarında olan Selçuk Bey, daha sonra babasının görevini devralmış, fakat bir süre sonra diğer Oğuz boylarıyla güneybatıya yönelmiştir. Selçuk Bey ve beraberindekiler 960 yıllarında Seyhun’un sol kenarında bulunan Cend’e gelmişlerdir. Selçuk Bey, Yabgu ile ilişkilerini kesmeye karar verdiğinde yıllık vergi tahsili için Cend’e gelen memurlara “kafirlere haraç vermeyeceğini” söylemiştir. Bu davranışı İslam yolunda savaşmaya hazır bir gazi olduğunu göstermiştir.

Selçuk Bey, 1009 yılına doğru Cend’de vefat etmiştir. Mikail, Arslan (İsrail), Yusuf ve Musa adında dört oğlu bulunmaktadır. Mikail savaşta ölünce oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler dedeleri Selçuk Bey tarafından yetiştirilmiştir. Selçuk Bey öldüğünde Arslan Bey Yabgu unvanını almış, ailenin diğer bireyleri de idaredeki yerlerini almışlarıdır.

Arslan Bey Selçuklular olarak anılmaya başlayan ailesini teşkilatlandırmaya başlamıştır. Bu dönemde Karahanlılarla başarılı savaşlar yapılmış, bu durum Gaznelileri rahatsız etmiştir. Arslan Bey Gaznelilere esir düşünce Selçuklular ortak hükümdar sistemiyle yönetilmiştir. [2]

Arslan Bey’in esaret altında ölmesi üzerine Selçuklular ve Gaznelilerin arası iyice açılmış, yapılan savaşlarda Gazneli ordusu ağır bir yenilgiye uğratılmış, bu sürede Selçuklu Devleti bağımsızlığını ilan etmiş ve Selçuklu-Gazneli mücadelesi 1040 Dandanakan Savaşı ve Selçukluların üstünlüğü ile sonlanmıştır.

Büyük Selçukluların ilk hükümdarı Tuğrul Bey olmuştur. Tuğrul Bey devletin sınırlarını genişletmiş, Türkmen akınlarını Anadolu’ya yönelterek Anadolu’nun Türk yurdu olmasına öncülük etmiştir. Tuğrul Bey döneminde diğer bir önemli gelişme de Abbasi Hilafeti ile güçlü ilişkiler kurulmasıdır. Abbasiler bu dönemde İslam dünyasının manevi önderi konumundaydılar.

Tuğrul Bey’den sonra yerine geçen kardeşi Alp Arslan, Malazgirt zaferine uzanan büyük fetihlere imza atmıştır. 1071’de kazanılan Malazgirt zaferinin milli tarihimiz ve İslam tarihi açısından önemi büyüktür. Anadolu bir daha değişmemek üzere ebedi olarak Türk-İslam yurdu haline gelmeye başlamıştır.

Hıristiyan dünyasında ise korku yaratan zafer Haçlı Seferlerinin başlamasına neden olmuştur. Alp Arslan tarafından veliaht ilan edilen Melikşah tahta geçtiğinde imparatorluk geniş sınırlara sahipti. Melikşah döneminde babasının veziri ve kendisinin hocası olan Nizamülmülk’ün vezirliği devam etmiştir.

Nizamülmülk, devlet teşkilatında idari, mali, askeri alanlarda aldığı tedbirler ve düzenlemeler sayesinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu ortaçağın en sağlam teşkilatlı devleti haline getirdiği gibi, kurduğu bu kurumla birtakım değişikliklerle diğer Türk devletlerine model olmasını sağlamıştır. [3]  Genellikle devlet işleri, devlete ve hükmetmeye dair temel ilke ve düşüncelere yer verdiği eseri Siyasetname, dönemin siyasi yapısını anlatan ve siyaset bilimi üzerine ders veren önemli bir eserdir.

Bu dönemde; İslam'ın İsmaililik mezhebine dayalı olarak kurduğu Haşhaşiler tarikatı ile bilinen Hasan Sabbah kendine bağladığı insanların sayısı Kazvin, Rey yörelerini etki altına alacak bir güç oluşturunca, saldırılar düzenledi, ülkenin dört yanına yayılan fedaileri aracılığıyla içlerinde Nizamülmülk'ün de bulunduğu kendisine karşı olan birçok devlet adamını gizlice öldürttü. Artık Batıniler, Selçuklu Devleti’ni bir elmanın içini kemiren kurtlar gibi yemeye başlamışlardı.

Selçuklu Sultanı Melikşah bir mektup göndererek Hasan Sabbah'tan karışıklığa sebep olan faaliyetlerinden vazgeçmesini istedi. Hasan Sabbah, ondan korkmadığını, Tanrı'nın kendisiyle olduğunu bildiren bir karşılık gönderdi. Melikşah Alamut Kalesi ne yerleşen Batıni Hasan Sabbah ve adamları üzerine ordu gönderdi. Kuşatma devam ederken Melikşah'ın ölmesi üzerine kale alınamadı. Daha sonra Hasan Sabbah, öldüğü 1134 yılına değin saldırılarını sürdürdü, 1256'da Hulagu Han, Alamut Kalesi'ni yıktı, bütün Batinileri ortadan kaldırdı.

Melikşah'ın ölümü üzerine oğullarından Berkyaruk'un idaresi ile başlayan Fetret Devri Sultan Sencer ile son bulmuştur.

Sultan Sencer döneminde iç karışıklıklar ve huzursuzluk azalsa da tamamen bitmemiştir. 1153 yılında Selçuklular, Oğuzlarla yapılan savaşı kaybettiler ve Sultan Sencer esir düştü.
1156 yılında Sencer kurtulmayı başarmış olsa da, geçen sürede zayıflayan Selçuklular kendini toparlayamadı. Sultan Sencer’in vefatından sonra Büyük Selçuklu idaresi sona ermiş oldu.

Ama bu büyük Türk sayfası burada kapanmayacak, ardından Anadolu Selçukluları, Anadolu Türk Beylikleri, derken Osmanlı gelecektir...

Kaynakça
Türk Tarihi ve Kültürü, Cemil Öztürk, Pegema Yayıncılık Ankara, 3. Baskı
16 Türk Devleti, Sinan Yağmur, Hayy Kitap İstanbul
Tarihte Kurulan Türk Devletleri ve Özellikleri (MÖ 220 – MS 1996), Mustafa Yazıcı, Ankara 1996
Selçuklu Devletleri Tarihi, Prof.Dr. Ali Sevim, Prof.Dr. Erdoan Merçil, Türk Tarih Kurumu Ankara
Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Mirasının “Keşfi”, Zeki Arıkan, ODTÜ Gelişme Dergisi, 39 (Nisan), 2012, 27-59
 

[1] Türk tarihi ve kültürü Editör: Prof. Dr. Cemil Öztürk, s.4
[2] 16 Türk Devleti, Sinan Yağmur (Hayykitap) ve Türk Tarihi ve Kültürü, Editör: Cemil Öztürk (Pegema Yayıncılık) kaynaklarından derlenmiştir.
[3] Siyasetname, Nizamülmülk

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ