Ana Sayfa
16 Aralık 2017 ( 28 görüntülenme )

ERCİŞLİ ÜÇ GENÇ KIZIN YÜREK BURKAN HİKAYESİ...

ERCİŞLİ ÜÇ GENÇ KIZIN TRAJİK HİKAYESİ

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da dağ demek sorunlardan geçici de olsa kurtulmanın yolu demek. Dağ demek geçici de olsa özgürlük, serbestlik demek, içsel bunalımları hafifletmek, hatta atlatmak demektir.

DAĞLARA GEL DAĞLARA

Velhasıl bu dağlar, özellikle terör çıktıktan sonra kurtuluşun adı oldu, özgürlüğün adı oldu. Aslında acı da olsa gerçek şu ki, dağa çıkarılanlar için de benzer duygular itici güç oldu. Kan davasından, aile dırdırından bıkanlar özgürlük için dağa çıktı, çözemediği, devletinden de çözmediği sorunlarından kurtulmak için dağa çıktı, ama beklediği olmadı ya öldü ya öldürdü, her ikisinde de çözülen bir şey olmadı.

Elbet bizim sıraladıklarımız iyi şeyler, iyi niyetli şeyler, hafta sonu pikniğe gitmek gibi şeyler ama bu teröristleri yönetenler yok mu bu yönetenler, aldı bu dağların özgürlüğünü, insanları dağa çıkarmak ve öldürmek için kullandı, işte bu çok acı.

Bakın ne diyor İmralı’da yatan hain, bilmeyenler dinlesin;

ÖRGÜT ÇEKİM MERKEZİ YAPILDI

Apo adamlarına talimat verirken; Kürdistan’da her aileden başıboş dolaşan çocuk var. Kızlı erkekli, her aileden iki üç tanesini kaparsanız yüz binlerce insan eder. O kadar da zor değil, zaten aile reisleri bunları beslemekten acizdir. Çoğu, oğlunu ve kızını gönüllü verir, öyle dövünüp sızlanmazlar.


 Sonra o gençler de sevinerek yanımıza gelirler. Evlerinde çoğu huzursuz, aile içinde( aile denilebilirse eğer) eğreti duruyorlar. Gençlik bunalımlarını en yoğun biçimde yaşıyorlar. Kolundan tuttunuz mu kolayca koparıp getirirsiniz. Biraz da ilk geldiklerinde ortamı güzelleştirdiniz mi, evlerinden ayrıldıklarına sevineceklerdir ...”

İmralı haini iyi tespit yapmış, biliyor feodal ağalığın bölgede yarattığı sorunları, çocukların gençlerin özgür iradeleri olmadığı için bunalıma düştüklerini. Bunalımdan çıkış yolunun ise, devlet yok ise eğer, dağlar olduğunu.

İsterseniz bir olayla size hatırlatalım yaşanılanları ;

ÇEŞME BAŞINDAN DAĞA

“Yıl 1999: Van’ın en güzel ilçelerinden Erciş’te üç güzel yaşarmış. Üçü de birbirinden genç birbirinden güzel, üçü de alımlı ve çalımlı. Köyün tüm delikanlıları bu güzellere âşık; köyde her gün kavga, sen benimkine baktın, ben seninkine hikâyesi. Ama bu güzeller dertli, her gün ölüyorlar üzüntüden. Dertlerini de kimseye anlatamıyorlar. Bu güzellerin anaları bilir kızlar güzel, başlarına bir kaza bela gelmesin diye hiç dışarı çıkarmazmış.

Güzel bu ya, şöyle bir çıkacak, endamını gösterecek, salına salına yürüyecek, bir göz süzecek can yakacak. Güzele de bu yakışmaz mı yani. Bir de çeşmeye inecek, dedikodu yapacak, varsa sevdiği bir göz kırpacak. Olmaz da olmaz der anası, göndermez düğüne derneğe, arkadaşa, çeşmeye. Evde otur, bulaşık yıka, yemek yap, çay pişir. Geçer mi zaman dostsuz, arkadaşsız, sevgisiz. İşte bu güzeller patlarmış sıkıntıdan, anlatamazlarmış dertlerini kimseye…”

Bakın sonrasında ne olur, neler olur:

ÇEŞME BAŞI ADAM TOPLAMA YERİ OLMUŞ

“O köyde bir terörist yaşarmış azılı mı azılı, yıllardır ele geçmemiş, olmuş bir efsane. Kod adı Cimşit! Erciş’te Cimşit deyince akan sular duruyor; kimi diyor boyu selvi gibi gözleri çakmak, kimi diyor yel gibi uçar kaçar. Hâlâ bu efsane dolaşır durur Erciş’te. 

Su testisi suyolunda kırılır ya, bir gün Cimşit de suyolunda giderken kırılmış şimdi bilmem nerde yatıyor. Bizim Cimşit geceleri polise ve jandarmaya haber vermeden köye geldiğinde, evleri dolaşır, anlatırmış maceralarını; artık devletimizi kuracağız, seni kaymakam yapacağım, seni vali der dururmuş benim garip köylülerime.

Onlar şaşırır kalırmış söylediklerine, bir yanda Cimşit bir yanda devlet! Bu Cimşit uyanık, köye gelince hep kızları güzel olanların evini seçermiş. Bir gece nereye gelmiş bilin bakalım; bizim bu üç güzelden birinin evine, sonra ikincisine, sonra da üçüncüsüne. Cimşit işi kapmış, bu üç güzelin evinden ayrılmaz olmuş. Hikâye aynı hikaye; dağlar, özgürlük, hâkimiyet, hürriyet…

Bakmış Cimşit bizim üç güzel dertli, yüreği dayanamamış demiş ki:
– Ne üzülürsünüz bre güzeller, gelin dağlara dağlara. Size silah vereyim. Emrinize bir manga terörist vereyim. Emredin onlara. Size kimse bir şey yapamaz, karışamaz, özgür olursunuz özgür.

Kızların gözü parlamış, karışan yok görüşen yok, ister dedikodu yap ister gez dolaş dağlarda, ‘oh be ne güzel’ demişler içlerinden. Artık dert tasa kalmamış, hep bunu hayal eder olmuşlar.

Bizim uyanık Cimşit bir gün gelmiş: ‘Hadi kızlar. Şimdi dağlara çıkma zamanı. Dağlar bizi bekliyor. Gün bugündür çıkalım dağlara’, demiş.

Cimşit uyanık da kızların âşıkları uyanık değil mi yani! Anlamışlar bir şey olduğunu. Bakmışlar kızlar elden gidecek. Vermişler haberi polise, jandarmaya:
– Şu gün, şu saatte, şu yerde üç kız PKK’nın dağ kadrosuna katılacak!

BÜYÜK OPERASYON(!)


Haydi, bir operasyon! Timler hazırlanmış, araçlar çekilmiş, panzerler dizilmiş doğru Erciş’e. Niye? Üç kız dağ kadrosuna katılacak! Kızlar olan bitenden bihaber, bohçaları elinde ağır ağır terörist olmaya doğru giderken, bir bakmışlar dağ taş polis jandarma! Korkmuşlar, yürekleri olmuş kıpır kıpır. Titremişler, ne olduğunu bile anlamamışlar. 

Haydi, bir sorgu, bir sorgu:
– Söyle bakim, sen terörist misin? Nereye gidiyordun? Niye, nasıl, kim, ne, bu, o, şu falan filan.

İfadeler, tutanaklar, yazılar, çiziler, raporlar. Ertesi gün bir başlık manşetten: ‘PKK terör örgütünün dağ kadrosuna katılmak için dağlara çıkan üç kız, kadroya giremeden yakalandı. Operasyonlar sürüyor, savcılık geniş ve kapsamlı bir soruşturma başlattı.’

Bizim güzeller ağlar. Der: ‘Terör kim, terörist kim, biz kim? Allah’ım nedir bu başımıza gelenler.’ Köy üzgün, köylü üzgün. Macera başlamadan sona erer güzellerimiz için.

İşte bu hikâye anlatılır durur Erciş’te, hâlâ da anlatılır…”

Burada kıssadan hisse şudur;
feodal ağalığın halkımız üzerindeki baskı çözülmeli, bunun için de önce toprak refrmu yapılmalı, ardından cumhuriyet okulları açılmalı…

Derken et-süt-yoğurt temelinde kombine bir sisteme geçilip Doğu-Batı, Batı-Doğu arasında köprü kurulmlı, fabrikalar açılmalı, iş imkanları yaratılmalı…

Sorun dağa çıkanlara, bir tek şey istiyorlar; insanca yaşamak, ağalıktan uzak, ekonomik ve sosyal özgürlük içinde, TÜRK BAYRAĞI altında insanca yaşamak!..

Bunu yapmak çok mu zor!..


Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ