Ana Sayfa
07 Aralık 2016 ( 49 görüntülenme )

İZMİR'İ KİM NEDEN İŞGAL ETTİ...

Durum bu; İşgaldeki hal de bu...
İzmir’in İşgali
 
Yunan işgali; Avrupalı güçlerin teşviki ve cesaretlendirmesiyle ve Sevr Antlaşması hükümleri gerekçe gösterilerek, Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkmasıyla başlamıştır.

9 Eylül 1922'de aynı muhitte denize dökülmeleriyle sonuçlanamıştır.

Bu işgal 1919-1922 arasında ve
Kurtuluş Savaşı'nın gelişimine bağlı olarak Batı Anadolu'nun başlangıçta giderek daha geniş bir kısmını ve güney Marmara Bölgesi'ni kapsamış, 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve akabindeki Büyük Taarruz neticesinde 10 gün gibi kısa bir sürede tamamen çözülmüşbir  işgal hadisesidir.

Yunan tarih söyleminde "Küçük Asya Felaketi" olarak adlandırılır.
 
İŞTE İZMİR'İN İŞGALİNDEN GÖRÜNTÜLER:(Resmin üzerini tıklayınız:
http://www.bilgeturksam.com/izmir-in-yunan-isgalinin-goruntuleri-video,191.html

İzmir'in işgali düşüncesi 1919'un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos'un önerisiyle,
İngiltere başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atılmıştır. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıkmış, ancak 25 Mart olayında daha esnek bir tavrı benimsemiştir. 7 Mayıs'ta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde hemfikir olmuşlardır. Karar 15 Mayıs'ta uygulanmıştır.
 
30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı Devleti'ne bir oldu bitti neticesi dikte ettirilen Mondros Mütarekesi devletin bir nevi ölüm fermanı niteliğinde olup, altı asırlık mevcudiyetine son veren en ağır hükümleri içeriyordu.

Mütareke hükümlerine dayanarak hareket eden İtilaf Devletleri 1 Kasım 1918 tarihinden itibaren Musul, İskenderun, İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile memleketin çeşitli yerlerine, Mütarekenin yedinci maddesine göre İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir problemle karşılaştıkları takdirde istedikleri yerleri işgal edebilecektir görüşünden hareketle- asker çıkardılar. Avrupa'nın büyük Devletleri'nin görünüşte asayişi korumak için yaptığı işgaller, gerçekte bir ilhakın bütün özelliklerini taşıyordu.
 
İtilaf Devletleri, 12 Ocak 1919 tarihinde toplanan Paris Barış Konferansı'nda, Batı Anadolu'nun Yunanistan'a verilmesini kararlaştırmışlardı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra, İtilaf devletleri donanması İzmir limanına geldi. İtilaf devletleri donanması yerli Rumlar tarafından sevinç gösterileri ile karşılandı.

Bu sırada İzmir'de faaliyet gösteren Yunanlıların işbirliği cemiyetleri tarafından Rumların taşkınlıkları günden güne artmaya başladı. Rumların güttükleri asıl amaç, Türklerin sabrını taşırıp karışıklıklara sebebiyet vermek, ardından bölgede güven sağlanamıyor diye Batı Anadolu'nun Yunanistan'a verilmesini sağlamaktı.
 
Paris Barış Konferansında Venizelos, Yunan isteklerini sıralarken Trakya, Batı Anadolu, Adalar (Ege) Denizi ve Doğu Karadeniz (Yunanlıların Pontus dedikleri) bölgelerinde Rumların yoğun olduğunu ifade ederek buralarının kendilerine verilmesini istemekte idi.

Yunanlıları destekleyen L.George'a nazaran İngiliz devlet adamlarından Lord Curzon, bu istekler karşısında şaşkınlığını gizleyemediği gibi, 18 Nisan 1919 tarihli muhtırasında bu istekleri gülünç bulduğunu şu ifadelerle açıklıyordu:
 
"...Selanik kapılarına beş mil mesafede asayişi sağlayamayan Yunanistan'ın
Batı Anadolu'da barış ve güvenlik sağlamakla görevlendirilmesini anlayamıyorum!".
 
Öte yandan büyük devletler tarafından daha önce İtalyanlara verilmek istenen Batı Anadolu bölgesi sonuçta -Roma'nın mirasçısı olarak Görülen güçlü İtalya'ya verilmektense- İngiltere'nin kolaylıkla istediklerini yaptırabileceği Yunanistan'a verilmesi daha münasip bulundu.
 
İzmir'in işgali hakkında Paris'te bir takım fikirlerin tartışıldığını haber alan Osmanlı hükümeti İngilizlere aşırı güveninden dolayı buna ihtimal vermemekte idi. Halbuki basın, bunun gerçekleşme ihtimali ¸zerinde durarak kamuoyunu uyanık tutmak amacıyla yayınlarında devamlı bu olayı işlemekte idi. Osmanlı basının bu haklı endişeleri, sonunda İzmir ve civarında bir takım Müdafaa-i Hukuk teşekküllerinin kurulması ile sonuçlandı.
 
İşgal sabahı (15 Mayıs 1919) ilk saatlerden itibaren İzmir şehri büyük bir gerginlik içerisinde girmiştir.
Türk tarafında sessizlik hakim iken İzmir Kordonboyunda bulunan Rum ve Yunan uyruklular, ellerinde bayraklarla tezahürata başladıkları gibi, Rum kızları da mavi beyaz kumaştan elbiseleri ile sahil boyunda toplanıyorlardı.

İşgalin fiilen başlaması üzerine, Rumlara ait fabrikalar başta olmak üzere kiliseler düdük ve çanlarını çalmaya başladılar. Metropolit Hrisostomos ve yanındaki papazlar da karaya ayak basan Efzun Alaylarını takdis ettikten, geleneksel tuz ve ekmek sunma merasimi yapıldıktan sonra, Albay Stavrianos komutasında Konak istikametine yürüyüşe geçtiler.
 
Hukuk-ı Beşer Gazetesi'ni çıkaran Hasan Tahsin’in attığı rivayet edilen ilk kurşunun ardından ortalık karışmış ve Türklere saldırılar başlamıştır.
 
Askeri kışlada bulunan silahsız Türk askerlerini hedef alan yaylım ateşi,
Türk askerlerinin teslim olmasına rağmen devam etti. Türk subayları ve askerleri dipçiklenerek ve süngülenerek öldürüldü. Zito Venizelos (Yaşasın Venizelos) diye bağırmayan Türk subayları süngüleniyordu. Ali Nadir Paşa ise Yunan askerleri tarafından tekmeleniyordu. Türk sivillere karşı öldürme, yağma ve tecavüz olayları başladı.

İşgalin ilk günü İzmir'de 400 Türk öldürüldü. 15-16 Mayıs arası çevredeki köylerde ve kazalarda yaşanan olaylar ile 5.000 kadar Türk öldürüldü. 19 Mayıs 1919 tarihli New York Times gazetesi, işgalin ilk günü 800 Türk'ün ve 100 Yunanın öldüğünü yazdı. 15 Mayıs günü sonunda toplam 20.000 Yunan askeri İzmir ve etrafındaki bölgeye çıkarılmıştı.
 
16 Mayıs sabahı İzmir'in işgalini duyan 800 kadar yerli Rum, Türk köylerine saldırmaya başladı. Savunmasız insanlar öldürüldü ve malları yağmalanmaya başlandı. Urla'daki Türk mahalleleri Rumlar tarafından kuşatılmaya başlandı. Bunun üzerine 56. Tümene bağlı 173. Alay Komutanı Yarbay Kâzım Bey yanında bulunan 18 er ve birkaç jandarma ile kasabayı savunmaya başladı.

 İlk Rum saldırısı püskürtüldü. Aynı gün bu olayı öğrenen kasabadaki Türk halkı, Urla'daki askeri silâh deposunda bulunan 120 silâhı ve cephaneyi alarak, 120 kişilik bir milis kuvveti meydana getirmiş, böylece Batı Anadolu’da ilk Kuvayi Milliye birliği doğmuştur. Bunu çevrede hızla başka milis kuvvetlerinin kuruluşu izlemiştir.

İzmir'in İtilaf Devletleri tarafından Yunanlılara işgal ettirilmesi, Türk Milleti'nin yüreğinde çok derin bir yara açmış, fakat o nispette de mücadele azmini kamçılamıştır. Bundan sonra görülen hırs ve azim, özellikle Yunan unsuruna karşı oluşan tepkinin doğal bir sonucu olmuştur.
 
Kaynakça
İZMİR’İN İŞGALİ OLAYI VE YUNANLILARIN XVII. KOLORDU MENSUPLARINA YÖNELİK GASP VE YAĞMALAMA HAREKETİ, Dr. Zekeriya TÜRKMEN

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ