Ana Sayfa
06 Aralık 2016 ( 527 görüntülenme )

Mustafa Kemal Atatürk Kuvayi Milliye'yi Bakınız Nasıl Anlatıyor...

Bu dünyada sadece Türk Milleti böylesi bir güce sahip...
Kuvayi Milliye
 
Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilaf Devletleri'nin Anadolu'yu işgal etmeye başlamaları üzerine, Atatürk, 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.

22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan edip, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi’ne başkanlık etti.

23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan Erzurum Kongresi öncesinde, Osmanlı ordusunu bırakıp, Kuvayi Milliye lideri oldu.

Kuvayi Milliye Arapça kökenli bir sözcüktü ve ulusal kurtuluş ordusu anlamına geliyordu.

İŞTE TURGUT ÖZAKMAN'IN SESİNDEN KUVAYI MİLLİYE:
http://www.bilgeturksam.com/turgut-ozakman-dan-kuvayi-milliye-anlatimi-video,194.html


Atatürk’ün Kuvayi Milliye tanımı şu şekildeydi:

 
“Hükümet merkezi düşmanların şiddetli çemberi içindeydi. Siyasal ve askeri bir çember vardı. İşte böyle bir çember içinde yurdu savunacak, ulusun ve devletin bağımsızlığını koruyacak kuvvetlere emrediyorlardı.

Bu biçimde yapılan emirlerle, devlet ve ulusun araçları temel görevlerini yapamıyorlardı. yapamazlardı da. Bu araçları savunmanın birincisi olan ordu da ordu adını korumakla birlikte, elbette temel görevini yerine getirmekten yoksundu.

İşte bunun içindir ki yurdu savunmaktan ve korumaktan ibaret olan temel görevi yerine getirmek, doğrudan, doğruya ulusun kendisine kalıyordu…

İşte buna Kuvayi Milliye diyoruz.”

 
Kurtuluş savaşının ilk direniş örgütü olan Kuvayi Milliye, ilk olarak Güney Cephesi'nde Dörtyol'da 19 Aralık 1918’de Fransızlara karşı başlamıştır. Bunun en önemli nedeni, Fransızların işgallerine Ermenileri ortak etmeleridir. Daha sonra ise İzmir’in işgalinden sonra Ege’de milliyetçi bazı subaylar tarafından halkın örgütlenmesiyle oluşmuştur.
 
Batı Anadolu'daki Kuvayi Milliye birlikleri düzenli ordu kuruluncaya kadar geçen sürede Yunan birliklerine karşı vur kaç taktiği ile savaşmıştır. Güney Cephesinde (Adana, Maraş, Antep ve Urfa) Kurtuluş Savaşı'nı düzenli ve disiplinli Kuvayi Milliye birlikleri yapmıştır. Ulukışla'da faaliyet gösteren Kuvayi Milliye de ilk kurulanlardan olup Fransızların Toros'lar ardında ulaştığı bu en iç noktadan kısa sürede püskürtülmelerini sağlamışlardır.
 
Yerel sivil örgütlenmeler, çeteler olarak ortaya çıkan Kuvayi Milliye, düzenli ordulardan oluşan işgalci güçlere karşı, bugünkü deyimiyle bir gerilla savaşı uygulamıştır. İlk direniş olayları Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Fransızlara karşı görülmüşse de, örgütlü direniş İzmir'in düşmanca ele geçirilmesinden sonra Ege Bölgesi'nde Kuvayi Milliye olarak başlamış ve bağımsız yerel örgütlenmeler olarak yayılmıştır. Bölgesel kuruluşlar, daha sonra TBMM'nin kurulması ile birleştirilmiş ve I. İnönü Muharebesi sırasında da düzenli orduya dönüşmüştür.
 
Kuvayi Milliyenin amaçlarının başında hiçbir devletin ve ulusun egemenliğini kabul etmeyerek, Türk Milletinin kendi bayrağı altında yaşama hakkını ve bağımsızlığını oluşturmak gelmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda düzenli ordu oluşuncaya kadar zaman kazanılmasını sağlamış ve düşmanı yavaşlatmıştır.
 
 Kuvayı Milliye birlikleri halkın içinden milli duygularla oluşmuş, meslek, gelir düzeyi, genç, yaşlı vb. pek çok hususlar dikkate alınmaksızın bir nevi kendiliğinden oluşmuş birliklerdir.
 
Mustafa Kemal ATATÜRK bu istek ve arzuyu milli ahlâka dayalı bir husus olarak şöyle ifade etmiştir

“… Bir iş, her neye ait olursa olsun, insanın kuvvet kullanmasını, yorulmasını gerektirir, insanlar mecbur olmadıkça kendilerini yormak istemezler. Halbuki bazı işler vardır ki kendiliğinden, insanda onu yapmak için, içte bir arzu, bir eğilim doğar, o iş arzulanmaya değer olur. işte ahlaki işler aynı zamanda hem mecburi ve hem de arzulanabilir işlerdir.

Bir işin ahlaki bir değerinin olması, ayrı ayrı insanlardan, daha yüce bir kaynaktan meydana gelmiş olmasıdır. O kaynak, cemiyettir, millettir! Hakikatte, ahlaklılık kişilerden ayrı ve bunların üstünde, ancak toplumsal, millî olabilir.

Milli ahlâk
, milletin sosyal düzeni ve huzuru, şimdiki ve gelecekteki refahı, saadeti, selameti ve güvenliği medeniyette ilerleme ve yükselmesi için insanlardan, her hususta ilgi, gayret, nefsin feragatini ve gerektiği zaman seve seve canının verilmesini isteyen ahlâktır. Mükemmel bir millete milli ahlâkın gerekleri, o milletin fertleri tarafından adeta düşünmeksizin, vicdani, hissi bir sebeple yapılır. En büyük milli his, milli heyecan işte budur…”

İşte Kurtuluş Savaşının kazanılmasını sağlayan ‘Kuvayi Milliye ruhu’ budur.
 
Kaynakça
Kuvayı Milliye’nin Askeri Açıdan Etüdü, DR. ÖĞ. BNB. KADİR KASALAK,

 
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tvfran
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ